VİZYONDA BU HAFTA ( 14 EKİM 2005 )

Bu hafta vizyona tam 9 film giriyor. Farklı beğenilere hitap eden farklı türden filmler, bu hafta seçimlerinizi zorlaştıracak. Bol filmli haftalar dileğiyle.

SAVAŞIN DA TANRISI VAR

“Savaş Tanrısı / Lord of War”, Hollywood’dan arada bir çıkan sürprizlerden biri. Gerçek sinema ziyafetini kesinlikle kaçırmayın. Taş gibi bir senaryo, dev bir oyuncu kadrosu, kusursuz bir yönetim ve dosdoğru, dürüst bir film. Derin bir sistem eleştirisi içeren “Savaş Tanrısı”, aksiyona da yer veren yapısıyla yıllar yılı akıldan çıkmayacak derin bir dram. Ailesiyle birlikte ABD’ye göç etmiş Ukraynalı Yuri Orlov, çok önemli bir iş kolu keşfeder: Silah kaçakçılığı. İşini büyüten Yuri, kısa zamanda sektörün en tepesine çıkar. Çok sevdiği eşi, oğlu, kokain bağımlısı kardeşi Vitaly, kendisine aman vermeyen interpol ajanı Jack Valentine, iş hayatındaki rakipleri, ve müşterileri arasında uğraşması gerekenlerden biri de kendi vicdanıdır. Başroldeki Nicholas Cage’in muhteşem performansına, kadrodaki usta oyuncular ayak uydurunca, cesur ve güçlü senaryo daha bir anlam kazanmış. Mutlaka izleyin. 9 filmlik haftanın kuşkusuz en iyisi.

SAVAŞ TANRISI (Lord of War)

Yönetmen : Andrew Niccol

Senaryo : Andrew Niccol

Oyuncular : Nicolas Cage, Jared Leto, Ethan Hawke, Bridget Moynahan, Ian Holm

2005 / ABD

İngilizce / 122 dk.

GERÇEĞİN ACITAN YÜZÜ

Gösterildiği her festivalde tartışma yaratan ve tamamı Nablus’ta çekilen film, iki intihar bombacısının son saatlerini konu alıyor. Berlin Film Festivali’nden iki ödülle birden dönen yapım, 2002’de büyük ilgi gören “Rana’nın Düğünü” filminin Nasıra doğumlu yönetmeni Hany Abu-Assad’ın Orta Doğu gerçeğine sert ve gerçekçi bir bakışla yaklaştığı çok önemli bir film. Londra bombalamaları nedeniyle Cambridge Film Festivali programından çıkarılan film, ölçülü, gerçekçi ve dürüst yaklaşımıyla, ‘öz’ bir sinemanın önemli bir örneği. Çocukluk arkadaşı olan Gazzeli Halid ve Said, Tel Aviv’de bir intihar saldırısı gerçekleştirmek üzere seçilirler. Vücutlarına bombalar bağlanmış olarak ailelerine haber vermeksizin, onlarla son bir gece geçirdikten sonra sınıra götürülürler. Ne var ki operasyon planlandığı gibi yürümez. Bombacılar, kendi kaderlerini kendi inançları ve düşünceleri doğrultusunda çizeceklerdir. Çok iyi bir film.

VAAT EDİLEN CENNET (Paradise Now)

Yönetmen : Hany Abu-Assad

Senaryo : Hany Abu-Assad, Bero Beyer, Pierre Hodgson

Oyuncular : Kais Nashef, Ali Suliman, Lubne Azabal, Amer Hlehel

2005 / Filistin-Hollanda-Almanya-Fransa ortak yapımı

Arapça / 90 dk.

ADALETİN BU MU DÜNYA?

“Hayat Treni”nin yönetmeni Radu Mihaileanu’nun yeni filmi, yine gizlenen kimlikler, göçmenlik, dini ve etnik farklılıklar üzerine olabildiğince insancıl bir öykü anlatıyor. Filmekimi’nin ardından izleyiciyle buluşan film, farklı ve zor hayatların acı dolu hikayelerini görüntülüyor. Yönetmenin izleyiciyi, adaletsiz bir dünyanın ve insanlığın kalbine çıkardığı yolculuk son derece hüzünlü olmasının yanında yaşamın gücüyle sarmalanmış bir umut öyküsü aslında. 1980’lerin ortasında Etiyopya’daki kıtlık sırasında ABD ve İsrail, binlerce Etiyopyalı Yahudi’nin İsrail’e naklini sağlar. Oğlunun, diğer çocukları gibi açlıktan ölmesini istemeyen bir anne, oğlunu Yahudi kimliği altında İsrail’e yollar. Bir Yahudi aile tarafından evlat edinilen çocuk Şlomo adını alır ve derisinin rengi yüzünden sıkıntılar çeker. Etiyopya’da bıraktığı annesinin özlemini duyan Şlamo, bir yandan yeni hayatına alışmaya çalışırken, geçen yıllar boyunca sakladığı büyük sırla birlikte yaşamaya devam eder.

BİR ŞANS DAHA (Va, Vis et Deviens)

Yönetmen : Radu Mihaileanu

Senaryo : Alain-Michel Blanc, Radu Mihaileanu

Oyuncular : Yael Abecassis, Roschdy Zem, Moshe Agazai, Moshe Abede

2004 / Fransa-İsrail ortak yapımı

İbranice-Fransızca-Habeşçe / 153 dk.

GAYET GIRGIR BİR FİLM

Jim Carrey’nin gerçek bir rakibi olduğu kesinlik kazanmış durumda. “Bruce Almighty”de ‘Jim Carrey’i sinir eden rakip’ olarak hatırlayacağınız Steve Carell, “40 Yıllık Bekar”da Carrey’nin tahtını salladığını, bütün dünyaya ilan ediyor. Aynı zamanda filmin senaryosuna da imza atan aktörün muhteşem bir performans gösterdiği film, aslında bir ‘dip’ komedisi. Amerikalıları güldürecek tipte ‘gak’larla dolu filmin en olumlu yönü, hesapsız ve saf bir yapıya sahip olması. Eleştirmenlerin ve izleyicilerin ortak beğenisini kazanarak gösterime girdiği ilk haftada ABD gişelerinde bir numara olan film, TV kökenli Judd Apatow’un ilk yönetmenlik deneyimi. Andy, 40 yaşına geldiği halde henüz karşı cinsten bir kadınla cinsel ilişkiye giremediği için bekaretini koruyan iyi niyetli bir adamdır. Andy, ‘tecrübesizliğini’ fırlama iş arkadaşlarından gizlemekte ve bu mesele onu artık iyice bunaltmaktadır. Onun bakir olduğunu öğrenen iş arkadaşları, Andy’yi aralarına katmak için türlü planlar yapacaklar, bu arada Andy, bir tesadüf eseri hayatının kadını ile tanışacaktır. 116 dakikalık süre ne bileyim bir 80-85 dakikaya inebilseymiş, film gerçekten daha iyi olabilirmiş sanki. Yine de genç izleyiciler ve türün meraklılarının bol kahkaha atacağı, ‘gırgır’ bir film var karşımızda. Vakit geçirmek için birebir.

40 YILLIK BEKAR (40 Year Old Virgin)

Yönetmen : Judd Apatow

Senaryo : Judd Apatow, Steve Carell

Oyuncular : Steve Carell, Catherine Keener, Paul Rudd, Seth Rogen, Romany Malco

2005 / ABD

İngilizce / 116 dk.

KOMŞUNUN FİLMİ, ÖYKÜSÜNE BİZLERİ DE KATIYOR

Ülkesi Yunanistan’da tüm zamanların en çok hasılat yapan üçüncü filmi olan “Gelinler”, İzmir’de başlayıp, İzmir’e bağlanan öyküsü ve gelin adayları arasında bulunan Türk kızlarıyla duygusal olarak bizi de çok etkileyecek bir yapım. Filmin bir diğer sürprizi de usta sinemacı Martin Scorsese’in ‘Executive Producer’ sıfatıyla filmde yapımcı olarak yer alması. Selanik Film Festivali’nde nerdeyse ana daldaki bütün ödülleri kazanan yapım, eleştirmenler ve izleyiciden tam not almıştı. Hiç tanımadıkları damat adaylarının yanına, Amerika’ya giden Yunanlı, Bulgar, Trakyalı, vb. gelin adaylarının okyanusu aşmaya çalışan gemide birbirleriyle yakınlaşmaları ve keskin dramları filmin ana temasını oluşturuyor. Merkezde yer alan çekirdek hikaye ise gelin adayları arasında yer alan terzi Niki ile başarısız bir Amerikalı fotoğrafçı Norman arasındaki aşk. Duygusal ve etkileyici bir dram. Türü sevenler ve komşudan gelen bu ciddi prodüksiyonu keşfetmek isteyenler için ideal.

GELİNLER (Brides)

Yönetmen : Pantelis Voulgaris

Senaryo : Ioanna Karystiani

Oyuncular : Damian Lewis, Victoria Haralabidou, Andrea Ferreol, Evi Saoulidou

2004 / Yunanistan

Yunanca-İngilizce / 128 dk.

OSCAR ÖDÜLLÜ BİR DUYGU SÖMÜRÜSÜ

Bu yıl, ‘En İyi Belgesel Film’ dalında Oscar kazanan ve heykelciğin yanına, katıldığı festivallerden 12 ödül ekleyen dokümanter yapım, profesyonel fotoğrafçı Zana Briski ve kurguculuktan yetişme belgeselci Ross Kauffman’ın ortak çalışması. Hindistan’ın Kalküta kentindeyiz. Belgeselin konusu, kentin batakhane bölgesi Red Light’ta yaşayan fahişelerin çocukları. Onların çok zor şartlar, acılar altında büyümeleri ve yeni bir hayat kurmak adına umutları. Hepsinin birer kabiliyeti var. Oysa ki makûs kaderleri, onları bekliyor. Küçük kızlar anneleri gibi birer fahişe olacaklar, oğlan çocuklar ise kim bilir ne? Profesyonel fotoğrafçı Zana, kamerasıyla birlikte o çocukların dünyasına giriyor ve dünyanın en acımasız yerlerinden birinde yaşayan bu çocukların içinde gizli kalan fotoğraf aşkını ortaya çıkaracak kıvılcımı ateşliyor. Ve film Oscar kazanıyor. Bu ne büyük bir aldatmaca, ne büyük bir duygu sömürüsü ve hain bir istismar bilseniz. Bir kere film belgesel değil, bence kurmaca. Belgeseli yaratanlar, aslında aileleriyle birlikte ‘Red Light’ta yaşayan fahişelerin durumunu ve onları bu hale sokan şartları, belli bir mesafeyle bize aktarsalar, sanırım film daha dürüst olurmuş ama onlar izleyicinin yumuşak karnını hedeflemişler ve vahşi kapitalizmin mahvettiği bir coğrafyada, yoksulluk, çaresizlik ve bin bir dert içinde yaşam mücadelesi veren insanların çocuklarını alıp onlara fotoğraf çekmeyi öğretmişler. En iyi fotoğrafı çeken bir kaç günlüğüne Avrupa’ya uçuyor ve gerisin geriye ülkesine, acı dolu sokağa geri dönüyor. Bazı çocuklar okula gönderiliyorlar ama yoksulluk ve çaresizliğe, sisteme direnemeyip terk ediyorlar okulu ve sömürü sürüyor. Biz, hiçbir teknik yenilik ve özelliği olmayan bir belgeseli, yeryüzünün en yumuşak karnı olan umutsuz ve zavallı çocuklar yüzünden izliyoruz. Kemalettin Tuğcu benzeri bir senaryo var önümüzde ve en önemlisi sadece herkesin bildiği bir tespit var. Dünyanın hemen her yerinde nice zorluklar, savaşlar, açlık ve imkansızlıklar içinde yaşam savaşı veren milyonlarca çocuk var. Kalkütada’ki genel evlere bir kamerayla girip oradaki çocukların yaşamlarını renklendirip kurtarmak adına mahvetmek, bir maharet değil. Sanırım Akademi, bu filme ‘En İyi Belgesel’ Oscar’ını vermekle dokümanter film adına büyük bir hata yapmış. Sevenler bana kızmasın, yapım, belgesel tadı ve dokusundan oldukça uzak, kurnaz bir kurmaca. Tabii bu benim fikrim. Karar vermesi gereken izleyiciler.

KALKÜTA’NIN ÇOCUKLARI (Born into Brothels: Calcutta’s Red Light Kids)

Yönetmen : Ross Kauffman, Zana Briski

Senaryo : Ross Kauffman, Zana Briski

2004 / Hindistan-ABD ortak yapımı

Bengalce-İngilizce / 85 dk.

HASTA BİR RUHUN DÜNYASI

Metal Rock grubu üyesi, klip yönetmeni, Rob Zombie (gerçek ismiyle Robert Cummings) soyadına yakışır bir filmle vizyonda. Zombie’nin yazıp yönettiği “House of 1000 Corpses”ın adeta devamı niteliğinde olan yapım, korkutmaktan çok mide kaldırıyor. Aksiyondan da beslenen yapısıyla Rob Zombie’nin ruh durumu, aslında izlediğimiz. Gayet faşizan ve paranoyak bir ruh halinin tezahürü şeklinde beyazperdeye yansıyan film, sapkınlığı yücelten adeta bir din olarak gören senaryosuyla bir hayli rahatsız edici. Captain Spaulding, Otis, Baby, Tiny ve Mother Firefly… İlk filmin kahramanları tekrar aramızda. Öldürülen ağabeyinin intikamını almak isteyen Şeirf John Wydell, Firefly ailesinin evini kuşatır. Ancak aile, evden kaçmış ve yeni cinayetler işlemek üzere yola koyulmuşlardır bile. Polis tarafından takip edilen psikopat aile, katliamlarını sürdürmeye kararlıdır. Midesi ve sinirleri güçlü olanlara tavsiye edilir.

VAHŞET ÇETESİ (The Devil’s Reject)

Yönetmen : Rob Zombie

Senaryo : Rob Zombie

Oyuncular : Sid Haig, Bill Moseley, Sheri Moon, Matthew McGrory, William Forsythe, Ken Foree, Leslie Easterbrook, Geoffrey Lewis

2005 / ABD-Almanya ortak yapımı

İngilizce / 105 dk.

BEYAZPERDEDEKİ YEŞİL SİNEMA

Sağ sinemanın, hatta Türk sinemasının İslam kanadının en yeni ürünü “T.H.E İMAM”, sinemalarda. 12 Eylül döneminde işkenceyi ele alan “Gülün Bittiği Yer” ile seyirci karşısına çıkan İsmail Güneş, tekrar yönetmen koltuğunda. Filmin senaryosuna imza atan isim ise Ömer Lütfi Mete. İmam Hatip kökenli bir bilgisayar mühendisi, ait olduğu kimliği saklama çabası içindeyken, aniden kendi kimliğiyle yüzleşir. Bir gün liseden arkadaşı İmam Mehmet çıkagelir ve kanser olduğunu söyleyerek Emre’den son bir ricası olduğunu açıklar. Arkadaşının son arzusu, Emre’nin kendi yerine köyde imamlık yapmasıdır. Arkadaşının son arzusunu geri çeviremeyen Emre, Harley Davidson marka motosikletine atladığı gibi köye doğru yola çıkar. Çekimleri Malatya ve İstanbul’da yapılan film, içerik ve devamlılık bakımından yetersiz gibi geldi bana. Sinema dili olarak da oldukça ‘çiğ’ bir film “The İmam”.

T.H.E İMAM

Yönetmen : İsmail Güneş

Senaryo : Ömer Lütfi Mete

Oyuncular : Eşref Ziya, Ahmet Yenilmez, Emin Gürsoy, Mehmet Ali Tuncer

2005 / Türkiye

Türkçe / 110 dk.

YÜKSEK DOZ AKSİYON

2002 tarihli gişe canavarı filmin devamı, ABD’de gösterime girdiği ilk hafta, en az ilk bölümü kadar izleyici toplamayı başardı. Yönetmen koltuğunu Corey Yuen’den devralan isim “Kır Zincirlerini”nin yönetmeni Louis Leterrier. Senaryo yine Luc Besson imzalı. Ve başrolde, yine Jason Statham var. Eski özel kuvvetler uzmanı Frank Martin, mal, insan ne olursa olsun, kendisine verilen eşyayı bir yerden bir yere götürmekle görevlidir. En önemli özelliği ise asla soru sormamasıdır. Miami’ye yerleşen Frank, emekliliğin tadını zararsız ve güvenli bir işte çalışarak çıkarmaktadır. Yanında çalıştığı ailenin oğlunun kaçırılması ile alevlenen olaylar, Frank’i de içine çeker. Aksiyon meraklılarına gerçekten iyi gelecek, çok hareketli bir film var karşımızda. Türün hayranları için ideal bir seyirlik.

TAŞIYICI 2 (The Transporter 2)

Yönetmen : Louis Leterrier

Senaryo : Luc Besson, Robert Mark Kamen

Oyuncular : Jason Statham, Alessandro Gassman, Amber Valetta, Matthew Modine, Jason Flemying, Keith David

2005 / ABD-Fransa ortak yapımı

İngilizce / 87 dk.