Ana sayfa

VİZYONDA BU HAFTA (21 OCAK 2005)

HALUK BİLGİNER HATIRINA

Usta aktör Haluk Bilginer’in alışıldık süper performansı dışında fazla özelliği olmayan bir yerli film “Hırsız Var”

HIRSIZ VAR

Yönetmen : Oğuzhan Tercan

Senaryo : Haluk Özenç

Oyuncular : Haluk Bilginer, Mehmet Ali Erbil, Gamze Özçelik, Gülse Birsel, Birol Ünel, Fatih Akın, Suna Pekuysal, Dost Elver, Ahmet Mümtaz Taylan

2004 / Türkiye yapımı

Türkçe / 100 dk.

1991’de Abdi İpekçi suikastini konu alan “Uzlaşma” adlı filmiyle övgüler alan ve başarı elde eden Oğuzhan Tercan’ın uzun bir aradan sonra çektiği yeni filmi “Hırsız Var” sinemalarda. Türkiye’de gündemi oluşturan finans, yer altı dünyası, medya ve magazin basınını aynı öyküde buluşturan film, marjinal bir modacı, batık bir iş adamı, bir mafya patronu, profesyonel bir hırsız, bir magazin gazetecisi ve sosyete mensubu bir kadın etrafında gelişiyor.

Usta aktör Haluk Bilginer, yine bildiğimiz gibi. Bilginer’in çok iyi oyunculuğu dışında Mehmet Ali Erbil ve diğer oyuncular idare ediyorlar. Kısacık rolünde Suna Pekuysal da gayet iyi. Fakat film, Tercan’ın ilk filminin yanından bile geçememiş. Karışık bir olay kurgusu, telaşlı bir şekilde anlatılmış sanki. İşlenmek istenen ülkenin toplumsal oluşlarına eleştirel yaklaşım ve mizah yeterince ortaya konamamış gibi. Film iki arada bir derede sıkışıp kalmış görünüyor. Yalnızca yerli filmlerde fazla rastlanmayan araba takip sahneleri fena değil. Zaten filmin afişinde ‘Türk işi ekşın’ ibaresi var. O kadar da hareket olsun artık. Türklerin ‘ekşını’ daha iyi olabilirdi. (3/10)

 

ANGELOPOULOS USTA BİZLERLE

Theo Angelopoulos’un merakla beklenen üçlemesinin ilki vizyonda.

AĞLAYAN ÇAYIR (Trilogia 1: To Livadi Pou Dakryzei)

Yönetmen : Theo Angelopoulos

Senaryo : Theo Angelopoulos, Tonina Guerra, Petros Markaris, Giorgio Silvagni

Oyuncular : Alexandra Aidini, Nikos Poursadinis, Giorgos Armenis, Vassilis Kolovos

2003 / Yunanistan- Fransa- İtalya ortak yapımı

Yunanca / 185 dk.

Sinemanın usta isimlerinden Angeloupoulos, 2004’te Berlin Film Festivali’nde “Altın Ayı” için yarışan filmiyle sinemalarda. “Ağlayan Çayır”, Angelopoulos’un üçlemesinin ilk ayağı. Film 1919’da başlayıp 1940’ların başında son buluyor. Üçlemenin öteki iki filmi kronolojik sırayla filmdeki karakterlerin öyküsünü günümüze getirecek.

1919’da Odesa’dan yola çıkan Yunan mülteciler, Thessaloniki yakınlarına ulaşırlar. Mülteciler arasında Alexis ve Eleni adlarında iki küçük çocuk da vardır. Anne-babasının ölümü üzerine öksüz kalan Eleni’ye Alexis’in ailesi sahip çıkmış, ona çocukları gibi bakmışlardır. İki çocuğun kardeşlik hisleri yavaş yavaş aşka dönüşmeye başlar. Alexis’in babası Sypros’un Eleni’ye göz koyup, genç kızla evlenmek istemesi genç aşıkları tekrar ayırır. Birbirlerine kavuşmak hiç de kolay olmayacaktır.

Festival seyircilerinin yakından tanıyıp sevdikleri, hatırı sayılır bir hayran kitlesine sahip Angelopoulos sinemasının tanıdık bir halkası “Ağlayan Çayır”. Usta’nın, “Puslu Manzaralar”, “Arıcı”, “Leyleğin Geciken Adımı”, “Ulis’in Bakışı”, “Sonsuzluk ve Bir Gün” kadar olmasa da “Ağlayan Çayır”ın da izleyicilerini memnun edeceği kesin. Geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nde gösterilip ilgi gören filmin, ustanın filmlerine yabancı sinema seyircisi tarafından hazmı kolay olmayacak tabii ki. Filmin uzun süresi, Angelopoulos’un klasikleşmiş plan-sekanslarıyla birleşiyor ve Hollywood filmlerinden hoşlanan seyirciler salonda uykuya dalıyorlar. Ama sinefiller, ustanın hayranları ve yedinci sanat tutkunları için mutlaka izlenmesi gereken iyi bir film “Ağlayan Çayır”. (7/10)

UZAK DOĞU TARZI KORKU SON HIZ DEVAM EDİYOR

Güney Kore yapımı “Akasya”, korku filmleriyle tanınan Ki-Hyung Park’ın üçüncü filmi.

AKASYA (Acacia)

Yönetmen : Ki-Hyung Park

Senaryo : Ki-Hyung Park

Oyuncular : Hye-jin Shim, Jin-geun Kim, Oh-bin Mun

2003 / Güney Kore yapımı

Korece / 104 dk.

Doğum uzmanı doktor Do-il ve nakış ustası eşi Jin-seong mutlu bir evliliği sürdürmektedirler. Fakat çocukları olmamaktadır. Yetimhaneyi ziyaret eden çift sıra dışı ağaç çizimleri yapan bir erkek çocuğu evlat edinirler. Ardından Jin-Seong bir anda hamile kalır ve çift çocuk sahibi olur. Evlatlık Jin-suk, ölmüş annesinin bahçedeki akasya ağacı olduğuna inanmakta ve vaktini sürekli ağacın yanında geçirmektedir. Tuhaf ve ürkütücü olaylar ister istemez başlar.

Sinemalarımızı sık ziyaret etmeye başlayan, aslında tüm dünyayı etkisi altına alan Uzak Doğu korku sinemasının bu Güney Kore örneği, sıradan başlamasına rağmen, bir süre sonra yönetmeninin kalitesi ve anlatımıyla öne çıkıyor. Alışageldik efektlerden uzak, psikolojik boyutu kullanarak korkutmayı seçen yönetmen bence oldukça başarılı. İzleyin. (6/10)

 

SAMURAYLARDA BİZİM GİBİ İNSANLARMIŞ

Emektar Japon yönetmen Yoji Yamada’nın rafine filmi, Samuray’lara ve şiddetin doğasına farklı bir pencereden ve oldukça insancıl bakıyor.

ALACAKARANLIK SAMURAY (Tasogare Seibei)

Yönetmen : Yoji Yamada

Senaryo : Shuuhei Fujisawa’nın romanlarından Yoji Yamada

Oyuncular : Hiroyuki Sanada, Rie Miyazawa, Nenji Kobayashi, Ren Osugi

2002 / Japonya yapımı

Japonca / 129 dk.

19. yüzyıl Japonya’sında fakir bir samuray olan Seibei alt sınıf mensubudur. Sınıf sisteminin katılığı nedeniyle saygın bir toplumsal statüye ulaşması imkansız gibidir. Aslında Seibei bunu umursamamaktadır. Hırsları yok denecek kadar azdır. Yaşamdaki tek amacı, yakın zamanda ölen eşinin ardından iki kızına ve yaşlı annesine bakmak, çocuklarını mutlu bir şekilde büyütmektir. Bir gün kocasından yeni boşanmış Tomoe ile karşılaşır ve ikisi de birbirlerine aşık olurlar. Ancak kişisel çekincelerin yanında, feodal yapının geçirdiği dönüşüm iki aşığın birlikte olması için yeter engeldir. Üstüne üstlük, bağlı olduğu aşiret Seibei’yi eli kanlı ve korkusuz bir fedai olarak görmekte hatta öyle biri haline gelmesi için uğraş vermektedir.

Dünyanın en uzun film serisi “Tora-san”ın yönetmeni emektar Yoji Yamada’nın filmi, belki de haftanın en iyisi. Geçtiğimiz ‘filmekimi’ programından çıkarıldıktan sonra aynı ay içinde 3. Japon Filmleri Festivali’nde gösterilmiş ve geçtiğimiz ay, 7. Sinema Tarih Buluşması’nın kapanış filmi olarak izleyiciyle buluşan yapım, şimdi vizyonda.

Uzak Doğu filmlerinde alışık olduğumuz ‘kahramanlık’ müessesesine farklı bir bakış getiren ve süre gelen ‘Samuray’ filmlerinin oldukça dışında bir film “Alacakaranlık Samuray”. Toplumsal baskılar yüzünden cinayete sürüklenen bir samurayın, ev içi hallerini ve bunu da ötesinde ruh altı durumunu inceleyen film, oldukça incelikli bir dram. Romantizmden de beslenen film, bir samurayın da bizler gibi korkulara sahip, sıradan bir aile babası olduğunun altını çizerken, vizyona uğramış astığı astık kestiği kestik ‘samuray’ motifini yıkıyor. Kendini çocuklarına adamış bir babanın öyküsü film. En büyük kahramanlığın, ailesinin yanında uzun yıllar yaşamak olduğunu bilen bir adamın filmi. Aşka ve sevgiye emek harcanmasını bilen bir erkeğin. Mutlaka izleyin. (7.5/10)