Ana sayfa

VİZYONDA BU HAFTA (7 OCAK 2005)

 

TURGUL VE ŞEN SEKİZ YIL ARADAN SONRA YİNE BİR ARADALAR

Yavuz Turgul, Şener Şen işbirliğinin yeni ürünü, sinemalarda.

GÖNÜL YARASI

Yönetmen : Yavuz Turgul

Senaryo : Yavuz Turgul

Oyuncular : Şener Şen, Meltem Cumbul, Timuçin Esen, Güven Kıraç, Sümer Tilmaç, Devin Çınar

2004 / Türkiye yapımı

Türkçe / 96 dk.

Anadolu’da geçirdiği öğretmenlik kariyerinin ardından emekli olan idealist Nazım, İstanbul’a göç eder ve arkadaşı Takoz’un taksisinde geceleri çalışmaya başlar. Pavyonda şarkıcılık yapan Dünya ise eski kocası Halil’den kaçmaktadır. Dünya ve Nazım, takside tanışırlar. Nazım, Dünya ve kızını Halil’den korumaya karar verir. Ancak Halil’in, Dünya’nın peşini bırakmaya niyeti yoktur. Bu arada Nazım’ın yıllarca ihmal ettiği çocukları Mehmet ve Piraye, geçip giden yıllar ve ilgisizliği için babalarını suçlamaktadırlar.

Yavuz Turgul ve Şener Şen ikilisinin “Eşkıya”dan sekiz yıl sonra tekrar bir araya geldikleri film, gözünü şimdi gişeye dikmiş durumda. Görüntü çalışmasının ve oyuncu yönetiminin gayet iyi olduğu filmde senaryo için aynı şeyleri söylemek pek mümkün değil. Senaryo bana, “Muhsin Bey”, “Eşkıya” hatta “Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni”nin çok gerisinde gibi gözüktü. (Fakat tabii bu benim fikrim). Yavuz Turgul, filmi sanki bir TV dizisi formatında kotarmış gibi. Sinemasal yanı çok güçlü olmamakla beraber iyi oyuncular bu açığı kapatmaya gayret ediyorlar. Ben en çok Güven Kıraç’ı ve ilk bu filmde izleme şansı bulduğumuz Timuçin Esen’i beğendim. Esen’in tek plandaki oyunu gerçekten çok iyiydi. Meltem Cumbul’un, diğer filmlerine göre en iyi rolünü oynadığını düşünüyorum. Şener Şen ise zaten hep iyi. Çekimler, İstanbul Samatya’da ve Mardin’de gerçekleştirilmiş. Takıldığım noktalara karşın ortada emek harcanmış bir yerli film var. İzlenmeli. (5/10)

 

KARADENİZ VE BULUTLARI

Yeşim Ustaoğlu’nun üçüncü uzun metraj filmi sinemalarda

BULUTLARI BEKLERKEN

Yöneten : Yeşim Ustaoğlu

Senaryo : Yeşim Ustaoğlu, Petros Markaris (Yorgos Andreadis’in ‘Tamama’ isimli romanından esinlenilmiş)

Oyuncular : Rüçhan Çalışkur, Rıdvan Yağcı, İsmail Baysan, Dimitris Kamberidis, Suna Selen, Jannis Georgiadis, Irene Tachmatzidou

2004 / Türkiye-Yunanistan-Almanya-Fransa ortak yapımı

Türkçe-Yunanca / 92 dk.

Ayşe, 1916 yılında Karadeniz’den göç eden Rum ailelerinden birinin kızıdır. Asıl adı Eleni’dir. Türk bir aile tarafından evlat edinilmiş ve yıllarca bu büyük sırla yaşamıştır. Bütün hayatını adadığı Selma da ölünce, Ayşe iç hesaplaşmaları ve geçmişiyle yalnız kalır. Altı yaşından sonra görmediği öz kardeşi Niko acaba hayatta mıdır? Ayşe/Eleni, geç bir yaşta geçmişiyle yüzleşmeye karar verir.

Yeşim Ustaoğlu’nun üçüncü uzun metrajlı filmi olan Bulutları Beklerken, henüz senaryo aşamasındayken Sundance’dan ödül kazanmış bir yapım. Ayrıca geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nün yanı sıra En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü (Rüçhan Çalışkur) de kazanan film, Doğu Karadeniz yaylaları, Tirebolu ve Selanik’te geçiyor. ‘Biz kimiz’ ve ‘nereye aitiz’ sorularına cevaplar arayan yapım, oldukça zor doğa koşullarında çekilmiş. 1916’da gerçekleşen değişimi fon alan film, Ustaoğlu’nun bir önceki filmi “Güneşe Yolculuk”un –bence- bir hayli beğenilen çizgisinden uzakta. Bu kez filmin geneline soğuk bir atmosfer hakim. İnandırıcılıktan öte bir takım unsurların yer aldığı senaryo, oturmamış gibi geldi bana. Yine de Ustaoğlu’nun sinemasını sevenler için önerelim. 5/10

 

UPUZUN BİR JAPON YAPIMI

Ağlatmaya yönelik Japon romantizmi uzun ve biteviye.

DÜNYANIN ORTA YERİNDE AŞK İÇİN AĞLIYORUM (Sekai No Chushin De, Al Wo Sakebu)

Yönetmen : Isao Yukisada

Senaryo : Yuji Sakamoto, Isao Yukisada (Kyouchi Katayama’nın romanından)

Oyuncular : Kou Shibasaki, Masami Nagasawa, Takao Osawa, Mirai Moriyama

2004 / Japonya

Japonca / 138 dk.

Filmin süresi de adı gibi uzun. Öykü, yapısı ve anlatımıyla özellikle 60’lı yılların Yeşilçam melodramlarını andırıyor. Sadece seyirciyi ağlatmak için kullanılan diyaloglar ve planlar oldukça fazla.

Saku, Aki ile büyük bir aşk yaşamıştır geçmişte. Fakat bu ilk gençlik aşkı Aki’nin lösemiden ölümü sonucu felaketle sonuçlanmıştır. O gün bu gün kendine gelemez Saku. Film aslında günümüzde başlar ve geçmişe döner. Genç adamın günümüzdeki nişanlısı Ritsuko ise, onun ve ölen sevgilisinin aşkına şahit olmuş, o zamanın küçük kızından başkası değildir.

Hikaye sürerken şehri vurmak üzere olan güçlü tayfundan bahsediliyor sürekli. Ve bu büyük doğa felaketi filmdeki en önemli fonlardan biri olarak kullanılıyor. Japonya’yı sürekli tehdit eden tayfun, izlerken seyirciyi de tehdit ediyor sanki. 138 dakikalık bir ‘aşk ve ızdırap’ melodramı izlemek isterseniz Japon örneği hoşunuza gidebilir. Çünkü bu türün de hastaları var, bu biliniyor. 4.5/10