Ana sayfa

AŞKTIR TUTKULARIN EN BÜYÜĞÜ

Beyazperdenin çok sevdiği karakterlerden “Carmen” usta İspanyol sinemacı Vicente Aranda’nın uyarlamasıyla sinemalarda

Fransız yazar Prospero Merimee’nin 1845’te yazdığı ‘Carmen’ adlı roman, özünde dönemin popüler akımı olan romantizmi koruyan fakat klasizm’e saygı duruşunda bulunan önemli bir eserdi. Romandan etkilenen Fransız besteci Georges Bizet 1875’te Carmen’in opera versiyonunu yazdı ve büyük bir klasiğe imza atmış oldu. O yıllarda Bizet’in operasının çok kaba ve gösterişsiz olduğu söylendi. Bizet, Carmen’de yer alan ‘Habanera’ adlı parçayı 13 kez baştan yazdı. Ünlü besteci Brahms, operayı o kadar çok beğendi ki, tam 21 kez izledi. Kitabı ve operasıyla sanat tarihinin önemli klasikleri arasına giren Carmen, sinemanın en sevdiği karakterlerden biri oldu. 1900’lü yılların başından günümüze dek sayısız uyarlaması yansıdı beyazperdeye. Rita Hayworth’dan Dolores Del Rio’ya dek birçok ünlü yıldız, esere adını veren kahraman ‘Carmen’i canlandırdılar. Usta yönetmenler, Charlie Chaplin, Ernst Lubitsch, Cecil B. DeMille, Charles Vidor, Theo Frienkel, Jean-Luc Godard, Francesco Rosi, Carlos Saura, kendi yorumlarıyla perdeye taşıdılar “Carmen”i. Bu hafta sinemalarımızda gösterime giren 2003 yapımı Carmen, seksen yaşındaki usta İspanyol sinemacı Vicente Aranda’nın imzasını taşıyor.

Özünde iflah olmaz tutku ‘aşk’ı ele alan, güzel, çekici ve tehlikeli bir çingene kızı Carmen’le, ona delicesine aşık Jose’nin maceralarını anlatan film, İspanya’nın o dönemdeki siyasi ve toplumsal yapısını da fon olarak kullanıyor. Şimdiye dek yapılan aslına en uygun adaptasyon olarak nitelenen film, İspanyol, İngiltere ve İtalya ortak yapımı. Carmen’i canlandıran güzel ise bu kez Paz Vega. Güzel ve seksi aktrisi, ülkemizde “Sex ve Lucia”, “Konuş Onunla”, “Yatağın Diğer Yanı” ve “Novo” adlı filmlerde izlemiştik. Jose’yi canlandıran yakışıklı Leoando Sbaraglia yine tanıdık bir isim. Son yıllarda ardı sıra rol aldığı nitelikli filmlerle yıldızlaşan, İspanyol sinemasının en önemli ödülü olan Goya’nın sahibi olmuş Arjantinli aktörü, “Bahis”, “Sınırsız Kentte”, “Utopia” adlı filmlerden tanıyoruz. Aranda, filminde, karakterlerin değil, hikayenin nedenlerini ve niçinlerini incelemiş. Jose adlı centilmen askerin, Carmen adındaki vahşi çingene kızının oyuncağı olmasına neden olan tutkunun altını çizmiş Aranda. Aşkın sınır ve kural tanımazlığını, kişilik denen oluşumu yok ettiğini ve insanı sonsuza dek esir aldığını anlatmış. Aslında insana ait en gerçek duygu olduğunu sunmuş izleyiciye. Adına ‘zaaf’ dediğimiz aslında en insancıl yanımızı oluşturduğunu söylemiş. En büyük tutkunun aşk olduğunu kanıtlamış.

Fransız gezgin ve yazar Prospero ile bir kanun kaçağı olan Jose’nin yolları bir ormanda kesişir. Beraber yemek yerler ve fazla konuşmadan ayrılırlar. İkinci karşılaşmalarında ise Jose, cinayet suçundan tutuklanıp hücreye atılmıştır. İdamı bekleyen eskinin askeri ve günün aranan haydutu Jose, kendisini felakete götüren macerayı Prospero’ya en ufak ayrıntısıyla anlatır. Çingene güzeli Carmen ile tanışıp, ona aşık olduktan sonra başına gelenler, oldukça trajik bir tutku hikayesinin gerçekleridir. İnsan aklını işlevsiz kılan, tamamen ‘tutku’ dediğimiz o pes etmeyen dürtüye teslim olunan bir durumdur aşk. Bütün bilinen davranış biçimlerinden farklılık gösteren insan, çoğu kez içini acıtmasına rağmen aşkı aramaktan asla vazgeçmez. Bulduğu an ise her şeye ve herkese karşı durur. Gerçek olan tek şey aşktır onun için. Vicente Aranda, Merimee’nin aşkı ve tutkuyu konu alan klasik romanının yolundan giderek çingene güzeli Carmen ve Jose’nin ilişkileri çevresinde, aşkın tüm hallerini mercek altına alıyor. Dönemin siyasi ve sosyal olaylarına değinmekten geri kalmayan Aranda, ağdalı anlatımını mükemmel bir görsellikle birleştirmiş. Filmin görüntü yönetmeni Paco Femenia’nın ortaya koyduğu iş birinci sınıf. Bir tablo değerindeki görüntüler, filmin klasik yapısını pekiştirirken dönem hakkında önemli ipuçları veriyor. Zaman zaman izlediğinizin tarihi bir belgesel olduğunu düşündürüyor size. Klasik öykülerden ve anlatımdan hoşlananlar, özellikle gerçek sinemacılar için vazgeçilmez bir örnek Carmen. Merkezine ateşli bir aşkı alan bu klasik tutku öyküsüne kayıtsız kalmayın. Bu arada şunu da kolaylıkla söylemek gerekli; Aranda’nın Carmen’i orijinaline sadık, sakin ve ne yaptığını bilen anlatımıyla şimdiye dek çekilmiş en iyi Carmen filmlerinden biri. Paz Vega ise kuşkusuz beyazperdenin bugüne dek gördüğü en ateşli ve yetenekli Carmen.

MURAT ERŞAHİN