Ana sayfa

Yaman bir Rus yapıtı

Ebeveynlerin biyolojik olarak hayat verdikleri çocuklarıyla ruhsal ilişkilerinin zaman zaman çok zorlayıcı kaotik yapısı, terkedip yıllar sonra kavuşsalar ya da hep birlikte olsalar dahi aralarındaki mesafelerin bazen asla katedilemediği ve ‘buluşamadıkları’ gerçeği, her insanın yaşamının bir yerlerinde o iki varlıkla ilgili kararlar alma zorunluluğu, özetle, ‘yaradılış’ın gizemleri, çözülemeyen sırları, özellikle büyük sanatçıları kırbaçlayan temalardan...Karşımızda bir Rus filmi var.Andrey Zvyagintsev’in...Bu, ilk uzun metrajlı filmi. Üst düzey bir yapıt. Gerçek bir sinema yapıtı:Günümüz Rusya’sında anneanneleri ve anneleriyle yaşayan biri ergenlik çağında iki erkek kardeşin, 12 yıl sonra aniden dönen babalarıyla iki günlüğüne bir geziye çıkmaları üzerinden gelişen ve seyirci koşullanmalarına meydan okuyarak, öyküyü, öncelikle ‘görüntü diliyle algılara sunan’ bir yapıt.

Büyük çocuğun belki biraz daha net hatırladığı babasıyla uzlaşmacı tavrına karşın, küçüğün, yola çıkılmasından itibaren yer yer hoyratlaşan bu adamla girdiği müthiş irade savaşının sonunu merak ederken, aslında, tüm o dingin doğa içinde üç insanın hissettiklerinin diplerden açığa çıkmak / patlama anları yaratmak için zorlamasının gerilimini yaşıyorsunuz...Nitekim, baba ve iki oğulun film bitmeden derinlerde saklanan duygularının dışa çıktığı anlar, en çarpıcı anlar... Bu filmi açıklarken, yapılacak en önemli hata, baba, anne ya da çocuklarla özdeşleşmek olur.. İzlediğiniz bir yığın açıklayıcı aile filmlerinin anti tezi bir film.Yüzeyin bayağı aşağılarına inen ve bunu tam da görüntü / ses sanatının olanaklarıyla yapan.Öne çıkan kesinlikle sinema dili ve perdeden algıladıklarınız...Baba ve iki oğlu arasında gelişen ‘şey’, herkesin ruhunda farklı etkiler yapacaktır.Ne babanın neden gittiği, ne neyin peşinde olduğu, ne gittikleri adada kazarak ortaya çıkardığı sandığın içindekiler, ne de buna benzer detaylar önemli bence...”Dönüş” bu tipte bir sinema değil: Baba- evlat arasındaki görünür nefret ve ama bir yandan da et-tırnak meselesinin karmaşık yapısını / anlamlarını bireysel olarak ilişki kurduğu seyirciye açan bir film...Eğer özdeşleşme ve detaylarla ilgili koşullanmalarınızı kıramazsanız, zorlamayın, salonu terkedin.

Sinemanın ‘eğlendirici’ vasıflarıyla öne çıktığı şu sıralar, bu sanata ileriye doğru adım attıran böyle bir filmi, hem de tarihin en büyük yazar, besteci ve sinema insanlarının çıktığı topraklardan gelen bu üst düzey yapıtı ıskaladığınızı düşünmek bile istemem.