EK CÜMLE EKSTRA

Ali Ulvi Uyanık

“Yolda”, tutsak olduğu için filmini yönetemeyen ve cezaevi değişimi kararıyla birlikte senaryosunu teslim ettiği genç yönetmenin işine –nedeni tam anlaşılamasa da- son veren, istediği gibi üretememenin sıkıntısı ile tutsaklığının ağırlığını yüreğinde taşıyan sinema adamının öyküsünden hareketle açılımlanan bir çalışma.

Üç sivil polisle çıktığı yolculukta onları takip eden karısı ile genç yönetmenin, kendi görünmez parmaklıkları ardından ona ulaşabilme çabalarının koşutunda izleyenin de kendi tutsaklığını sorgulayabildiği, sinemamızın pek ilgilenemediği ruh hallerinin filmi “Yolda”...Bir izleyici olarak , çıkış öyküsünden çok başarısını defalarca kanıtlamış Erden Kıral’ın beni çıkardığı yolculuk ilgilendirdi : Film, zaman ve mekandan soyutlanmışlık hissinin güçlü biçimde verilmesiyle, boşlukta, duygu ve sevgi yoksunluğuyla dolaştığınız garip bir rüyanın içindeymişcesine etkiliyor.Issız yollar, kasabalar, askeri rejime rağmen derinliklerini muhafaza eden insanlar, barut dumanı çekerek ‘kaybolmaya’ çalışan sivil polis, kendi sıkıştırılmışlıklarının farkında diğer ikisi, çaresizliğiyle burkulan genç yönetmen, yüreği sevdiği adama aktığı halde önüne set çekilen kadın ve büyük açık bir cezaevinde fikirleri hapsedilemeyecek adam...Kıral, seyirciyi bu kişilerle birlikte ama onlardan da bağımsız bir gerçek – düş arası dünyanın içinde kendilerini sorgulamaları için teşvik ediyor.Bu anlamda düşünülmüş, sisin bastığı gece konakladıkları otel sahnesi bütünsel olarak tam da bunu başarıyor.

Oyuncuların gerektiği gibi oynadıkları bu film, tembelliğe alışmış ve sinemada sadece mısır patlağı öğütmek için çene kaslarını çalıştıran izleyiciye göre tabii ki değil.Öncelikle yaşadığınız hayatı sorgulamanız gerek: Nerede, nasıl, hangi koşullarla yaşıyorum? Ne denli özgürüm?..Soluduğum havayı kimler, nasıl değiştirip beni görünmez zincirlerle sarmalıyorlar?..Sorgulamadan, düşünmeden, duyguları harekete geçirmeden “Yolda” izlenmez!