Uçuş Planı

Mehmet Kurtkaya

Kısa bir süre önce beklenmedik bir şekilde ölen kocasının cenazesi ve küçük kızıyla Berlin'den ülkeleri Amerika'ya dönen Kyle Pratt'ın (Jodie Foster) kızının uçakta kaybolması üzerine panik halinde onu araması uçuş planının en kısa tarifi. Uçak gibi küçük, kapalı bir mekanda kimsenin kaybolması mümkün değil kaptan pilota göre, geriye tek bir seçenek kalıyor, kızın gerçek olmaması!

Film ilk dakikalardan kurgusu ve görüntüleriyle seyirciyi içine çekiyor. Uzunca bir süre filmin temposu mükemmel gidiyor, gerilimin ötesinde insanın içini kemiren, diken üstünde oturtan bir meraka kapılmamanız mümkün değil. Yönetmen o derece başarılı ki, iyi bir fikre dayanan çok kötü bir senaryoyu gizlemeyi başarıyor, merak yerini açıklamalara bırakana ve gerilim aksiyona dönüşüne kadar.

Senaryonun barda bir kaç kadehten sonra yazıldığından kuşkulandığımı söylemeliyim. Veya daha kuvvetli bir ihtimal, güzel bir fikrin belirli bir yere kadar gelip tıkanması ve stüdyo yöneticisinin "zaten elimize pek doğru dürüst senaryo geçmiyor yazık bu çöpe gitmesin" şeklinde duruma müdahale etmesi sonucu bir kaç kişinin kafa kafaya verip senaryoyu bitirmeleri. Filmin tutarlılığı bir yerden sonra mefta olduğu için yazım sürecinde liseli gençlerin amatör senaryolarını hararetle tartışırken yaşadıklarına benzer bir fikir tartışmasının yapılmış olması da gayet mümkün görünüyor.

Jodie Foster her zamanki gibi iyi, endişeli, saldırgan anne rolünde gerilim filmlerinin güçlü kadını olmaya devam ediyor. Minyon tipi ve vücut hareketleri aksiyona çok uymadığı için film aksiyona yöneldiği zaman asıl gücü olan yüz ifadesinin ağırlığı azalıyor. Peter Sarsgaard güvenlik görevlisi, Sean Bean de pilot olarak başarılı oyunculuk sergiliyor.

Çıkışta güzel bir film seyretmiş olma hissini yaşamak istiyorsanız film başlarken cep telefonunuzla birlikte aklınızı da kapatmayı ihmal etmeyin. Dvd'si çıkınca x4 hızında seyredebilirsiniz.