Şiddetin Tarihçesi

Mehmet Kurtkaya

Küçük bir Amerikan kasabasında ailesiyle huzurlu ve mutlu bir hayat süren bir restoran işletmecisi Tom Stall (Viggo Mortensen), restoranına gelen cani soyguncuları kendini korurken öldürür ve bir anda halk kahramanı olur. Onu televizyonda gören Chicago mafyasının adamları geçmişten kalan bir hesabı kapatmak üzere bu küçük kasabaya gelir.

Filmi izlerken iki önemli eser aklıma geldi. Birincisi, romanın en etkileyici bölümlerinden birinde devrilen at arabasının altında ezilmek üzere olan yaşlı adamı arabanın altına girerek gerçek kimliğini deşifre etme pahasına kurtaran kanun kaçağı Jean Valjean’in anlatıldığı Sefiller. İkincisi de emekli bir profesyonel katilin son bir iş yapmak üzere çıktığı yolculuğu anlatan, müthiş finaliyle sinema tarihine geçmiş olan Unforgiven.

Filmin esinlerini taşıdığı bu iki büyük esere hiçbir şekilde yaklaşamadığını hemen belirteyim. Hatta oldukça zayıf, her yanı delik deşik bir senaryonun filmin güçlü yanlarını unutturduğunu da ilave etmem gerekir. Senaryo boşluklarının resimli romandan aktarılmış bir film oluşuyla bir alakası var mıdır, buna ancak Cronenberg cevap verebilir.

Çok iyi açılan film aynı serinkanlı atmosferi filmin genelinde devam ettiriyor ama film aynı güzellikte akmıyor. Açılış sekansı kadar olmasa da dövüş sahneleri iyi çekilmiş ve gerçek hayatta şiddetin göz açıp kapayıncaya kadar bitişini çok iyi yansıtıyor. Bununla birlikte bazı sahneler adeta filmden beni çıkar diye bağırıyor. Örneğin Viggo’nun evine mafyanın adamlarından önce ulaşmak için topallayarak koştuğu sahne Beethoven’dan Patetiği istiyor fon müziği olarak.

Cronenberg toplumda şiddeti kullananlar oldukça şiddeti kendisinden uzakta tutmaya çalışan barışçı insanın da kendini korumak için en nihayetinde aynı şiddeti uygulamaya zorlanacağını anlatıyor. İki farklı ortamda babanın ve genç oğlunun hikayelerini anlatarak aynı sonuca ulaşıyor. Aslında bu bir çaresizlik, şiddet size bir kere uygulandı mı, ne yaparsanız yapın siz onun bir parçası oluyoruz. Bu hepimizin her an yaşayabileceği basit bir kavga, bir kapkaç olabilir, mücadele etmeye başladığımız anda saldırganla aynı şiddeti kullanıyoruz. Yönetmen tek yapabileceğimiz hiçbir zaman başımıza gelmemesini ümit etmek diyor. Ancak sonrasında ilave ediyor, bu boş bir ümittir, eninde sonunda bu karşılaşma olacaktır.

Duygusuz aktör Viggo Mortensen, Stall rolü biçilmiş kaftan, hem iyi aile babası hem de usta katili aynı anda canlandırabilmesinde bu ifade eksikliği önemli bir artı. Ed Harris mafya üyesi William Hurt de mafya babası rollerinde çok başarılı, özellikle William Hurt ilk kez böyle bir rolde oynamasına rağmen çok iyi. Kız çocuğu ise maalesef oldukça kötü rol yapıyor.

Crash filmini yapmış Cronenberg için başarısızlık hanesine yazılacak ancak yine de seyredilir bir film. Normal hızda afiyetle seyredebilirsiniz.