Ana sayfa

ZEKİ OLMAKTAN ÇOK KURNAZ OLMAYI BECEREBİLMİŞ BİR FİLM

“Testere / Saw” orijinal fikrine rağmen yeterince ‘sağlam’ olmayan bir korku-gerilim denemesi

“Testere / Saw”, kırık dökük bir banyoda açılıyor. Banyonun ayrı köşelerinde zincirlenmiş halde iki yabancı ve tam ortalarında yerde boylu boyunca yatan bir ceset görüyoruz. Adamlar birbirini tanımıyorlar. Ve katilin sesi onlara ne yapmaları gerektiğini söylüyor. Bu delice esaretten kurtulmaları, aralarından birinin diğerini öldürmesine bağlı.

Buraya kadar her şey çok iyi. Ama ya gerisi? James Wan ve Leigh Whannell adlı genç sinemacıların ilk filmi bu. İçinde büyük bir iddia barındırmış olmasa ilk film için tatminkar bir çalışma deyip geçebiliriz. Fakat bu ikili oldukça iddialı. Wan, Argento ve Lynch’ten ilham aldığını söylüyor.Whannell, sadece senaryo ile yetinmemiş, filmin başrollerinden birisini üstlenmiş. İçinde zeka parıltıları (!) olan bir takım ufak oyunlar tasarlanmış ve seyirciyle oynanmaya başlanmış. David Fincher’ın stil filmi “Seven / Yedi” ye öykünen bir senaryo var ortada işin aslı. Daha doğrusu filmi “Seven”a benzeten, Amerikalı film eleştirmenleri. Üstüne üstlük felsefeci bir seri katili var filmin. Adam, seyirciye derin ahlak dersleri vermekle meşgul. Sözüm ona, sürpriz bir de son eklenmiş filme. Danny Glover, Monica Potter ve Cary Elwes gibi oyuncuları da almayı ihmal etmemişler filmin oyuncu kadrosuna.

Tüm dünya ile aynı anda vizyona giren Testere, “Blair Witch Project / Blair Cadısı”nın açtığı modanın son ürünü olan bir film. Yapısı ve anlatımı ondan tamamen farklı olsa da pazarlama yöntemi aynı: İki parasız sinemacı kafadar bir gün çarpıcı bir projeyle çıkagelirler ve yapımcılar öyküye bayılırlar. Gişede büyük başarı, muhtemelen onlara bir “Batman” devam filmi çektirecektir. Durum bence son tahlilde böyle. Bol kanlı sahneler, bir sürü saçma ayrıntı sosu ve iyi kurguyla harmanlanıp sürpriz son ihmal edilmezse, yönetmen oldukça ‘zeki’ kabul ediliyor günümüz sinemasında. Kan revan sahneler arasında, yüksek doz sapıklık unutulmamalı tabii. Aaa, bir de birazcık felsefeye girilmeli. Varoluşçu durumlara değinilmeli. Gerçeküstü öğeler eklenmeli senaryoya ve ‘yaratım cesareti!’unutulmamalı…

Senaryoyu zedeleyen ayrıntılar önemli değil nasılsa. Amaç seyirciyi huzursuz etmek. Bol kan göstermek. Bir adamın kendi ayağını testereyle kesmesi gibi mesela. Son dönem Uzakdoğu filmlerinde sıkça kullanılan bu kesim işi çok önemli. Bu filmdeki ayak kesim sahnesi, Japon Takashi Miike’nini “Audition /Ölüm Provası”ndaki gibi gerçek değil ama. Adam orada delikanlı gibi garç gurç kesiyor ayağını ve biz bu kesilmiş bacağı görüyoruz. Ya burada… Yok, bacağı kestin, peki biz niye görmüyoruz mecburen kesilip atılmış bu uzvu? Filmimizin adı Testere ya. O testere bir şekilde kullanılacak tabii. Bence yapımcıların ve iki kafadarın en büyük hatası filmin ismi. ‘Banyo’, ‘Ortadaki Ceset’, ‘Kim bu adamlar’, ‘Delinin zoru’ filme daha iyi giden isimler olabilirmiş diyor insan filmden çıkınca. Nedir bu testere, bıçkı takıntısı?

Seri ve deli katilimiz her ayrıntıyı nasıl da iyi hesaplamış. Aşk olsun bu denli incelikli olasılık tahminine. ‘Sapık ta ki şansa bak yani’ dedirten gidişat, film bitip salon aydınlandığında bu film ne iyi olabilirdi duygusu yaratıyor insanda. Filmi zedeleyen bir noktada oyunculuk. Başta Danny Glover olmak üzere, başrolü üstlenen Cary Elwes ve Monica Potter çok kötüler. Yani insan bu denli mi kötü oynar yahu? Ha işte ha gayret, iyi gidiyor derken, gitmiyor, olmuyor film bir türlü. Seyirciyle oynamak, bir takım ucuz kurnazlıklar yapıp, klişeden beslenmek zekanın tarifine pek uymuyor sanırım. Bence iki sinemacı için kullanacağımız sıfat, ‘zeki’ yerine ‘kurnaz’ olmalı. Bu yazıda bu kurnazlıkları açıklamak isterdim. Ama etik olmayacağı kanaatindeyim. Bir sinema eleştirmeni olarak, son kararı seyirciye bırakmanın en doğru ve ahlaklı davranış olduğunu düşünüyorum.

Sonuçta ortada bir korku-gerilim denemesi var. Türün meraklıları ve sinemaseverler filmi izleyecekler ve değerlendirecekler. Yazımı okuyup, hadi canım sende diyenler çıkacak muhtemelen. Ama zaten eleştiri de bunun için yapılıyor. Benim takıldığım noktalardan biri de, demiştim ya, şu son zamanlardaki ayak bacak kesme durumları. Yok ben akıl erdiremedim, insan kendi ayağını ince ve kör bir testereyle kısa zamanda nasıl kesebilir acaba? Ayağın o bölgesinde o kadar kalın bir kemik var ki, işlem saatler sürer gibi geliyor düşününce… Ama adamlar zeki ya, yapmışlar, olmuş.

Murat Erşahin