Ana sayfa

GERÇEKÇİ, ÇARPICI VE DÜRÜST BİR İLK FİLM

Uğur Yücel’in yazıp yönettiği ilk uzun metrajlı sinema filmi “Yazı Tura” vizyonda

Yıl 1999. İki gençle tanışıyoruz. Biri Göreme’li futbolcu ‘Şeytan Rıdvan’, diğeri İstanbul’lu bitirim ‘Hayalet Cevher’. İkisi de asker arkadaşı. Güneydoğu’da birlikte yapıyorlar askerliklerini. İkisinin de askerlik sonrası için beklentileri, büyük hayalleri var. Fakat Rıdvan köyüne mayına basmış ve sağ bacağı kopmuş olarak dönüyor. Ne sözlüsü ne de arkadaşları bıraktığı gibi. Üstelik güneydoğuda yaşadıkları şeyler psikolojisini bozmuş. Cevher’in durumu da pek farklı değil. Aynı mayın patlaması yüzünden Cevher’in sağ kulağı duymuyor ve sinir sistemi çökmüş durumda. Bir de Marmara depremi vuruyor Cevheri. Göçük altından babasını kendi elleriyle çıkarıyor ve yaşamı bu kötü tesadüften sonra oldukça değişiyor.

“Yazı Tura”, aktör, yazar, yönetmen ve müzisyen Uğur Yücel’in yazıp yönettiği ilk uzun metrajlı sinema filmi. Ayakları yere basan, son derece gerçekçi, dürüst ve çarpıcı bir film yapmış Yücel. Bu toprakların son derece hüzünlü türküsünü çekmiş filme. Zaman zaman izleyenin rahatını kaçıracak, etkileyecek, düşündürecek bir film Yücel’in ki. ‘Hayalleri de olan’ küçük insanların hüzünlü öyküsü, iki kişiden yola çıkıp bütün topluma dokunan duyarlı bir gerçeklik. ‘Şeytan Rıdvan’ın en büyük hayali aynı Fenerli Rıdvan gibi büyük bir futbolcu olmak. Yetenekli de ha! Bir de, sözlüsüyle nikah kıymak niyetinde. Anasını da yanlarına alıp ver elini İstanbul’a belki de. Eee, futbolcu olunca büyük takımda oynamak lazım tabii. ‘Hayalet Cevher’in hayalini ise istasyonda açacağı “Gazi Büfe” süslüyor. İşte o zaman içine girdiği kirli dünyadan kurtulma şansı da olacak. Temiz, düzgün bir hayat yaşayacak. Fakat adil değil yaşam. Rıdvan’ın bacağının kopması, Cevher’in kulağını kaybetmesi, Marmara depremi, onları hayallerinden uzaklaştırıyor. Kötü tesadüfler, iki arkadaşı yalnızlığın soğuk koynuna bırakıyor.

41. Antalya Film Festivali’nde Altın Portakal için yarışacak “Yazı Tura”nın başrollerini Olgun Şimşek (Şeytan Rıdvan) ve Kenan İmirzalıoğlu (Hayalet Cevher) paylaşıyorlar. Ayrıca filmin kadrosunda Behri Beyat, Engin Günaydın, Erkan Can, Settar Tanrıöğen, Ahmet Mümtaz Taylan gibi yetenekli oyuncular da yer alıyor. Filmin bir özelliği de oyuncu kadrosunda birçok amatörün yer alması. Özellikle Göreme çekimlerinde daha önce hiç oyunculuk deneyimi olmayan birçok insan önemli rolleri paylaşıyorlar. Filmin müziklerini Erkan Oğur yapmış. Perdesiz altı telli gitarın dünyadaki ilk mucidi olan sanatçı, filmde güzel türkülerin yanı sıra kendi ‘sound’unu Bach, Chopin, Satie, Itri gibi ölümsüz bestecilerle buluşturmuş.

“Yazı Tura”nın kurgusuna imza atan isim ise önemli bir sinemacı. Tüm dünyadaki sinema seyircilerinde büyük etki bırakmış, son dönemin önde gelen filmlerinde çalışmış ünlü editör Valdis Oskarsdottir. Gus Van Sant, Harmony Korine, Thomas Wintenberg, Charlie Kaufman, Michael Gaundry gibi sıra dışı işler çıkaran yönetmenlerle çalışmış İzlandalı sinemacı, filmde gerçekten çok temiz bir ‘iş’ çıkarmış ortaya. Türk sinemasındaki en önemli eksilerden olan ‘kurgu’, bu filmde Oskarsdottir ile aşılmış gibi gözüküyor. Filmin ses çalışması da üst düzey. Boris Trayanov’un özenli ses miksajı filmde hemen ayırt edilen bir özellik. Film, 108 kopya ile vizyonda. Hollanda ve Almanya başta olmak üzere pek çok Avrupa ülkesinde Türkiye ile eş zamanlı vizyona girecek olan filmin özgün müzikleri de satışta.

Son yıllarda çevrilen abur-cubur birçok yerli yapımın tersine “Yazı Tura”, meselesi olan çok ciddi bir film. Yürek burkan, toplumsal bir içeriği olan, fazlasıyla gerçekçi, insanı allak bullak eden, eli yüzü düzgün, adam gibi bir sinema filmi. Kıvırmayan, kasılmayan, asla ‘şımarmayan’ bir film yapmış Uğur Yücel. Dosdoğru anlatmış öyküsünü, filmini sarkmalardan, lüzumsuz sahnelerden elinden geldiğince korumuş. Korkmamış, hesaplamamış, olanca gerçekliği ve samimiyetiyle anlatmış içindekini. Her şeyden önce, helal olsun Yücel’e. Bu ilk uzun metrajlı film, onun ilerde yapacağı iyi ve ciddi işlerin mesajı olarak yorumlanabilir. Bütün okumaların ötesinde ‘imkansızlık’ denen o ‘zor’ oluşu bu denli güçlü hissettiren az film seyrettim bu güne dek. Bu toprakların içli türküsüne asla kayıtsız kalmayın. Mutlaka izleyin Yücel’in filmini.

MURAT ERŞAHİN